Email: Şifre:
GÜVSB aylık raporu YAŞAM'dan sayfalar

Üremenin kaçınılmaz çekiciliği!

Geçtiğimiz aylarda İtalya Alplerinde, buzlar arasında bulunan buz adam Oetzi’nin iskeleti bize üremenin 5300 yıl önce de toplumsal bir öneme sahip olduğu konusunda ipuçları vermiştir. DNA analizleri araştırıcılara, bu “buz adam”ın çocuk sahibi olamadığı için toplum dışına itelendiğini düşündürmektedir. Ne derece doğru olduğu tartışılır, ama gerçek olan şu ki üremek insanoğlunun doğasında vardır. İnsanoğluna gelene kadar, tüm canlılar son derece zahmetli bir “görevi” yerine getirmeye uğraşırlar: üremek!.

 

90-60-90 kavramının temeli

Çekici bir vücuda sahip olmak daima önde gelen arzu olmuştur. Bunun biyolojisine baktığımızda ise Leptinler kadında yağ dağılımını idare ederek, vücut şeklinin belirlenmesine yardımcı olur. Bir anlamda “ince bel ile geniş kalçalar ve göğüsler arasındaki tezatla, kadının doğurgan olduğu, ancak ince bel işareti ile de hamile olmadığı, eşleşebileceği” mesajını verir.

 

Ölene kadar aşk

Aşk tüm devirlerde ve tüm canlılarda dayanılmazlığını korumuştur. Yaşamın başından sonuna kadar bu dürtü dayanılmazlığını korur. Hayatın her evresinde aşk kendini farklı davranış modelleri ile belli eder. Örneğin menopoz!. Kadının menopoza girmesi, hayatın da bitmesi demek değildir, aksine üzerine 20-30 yıl daha yaşar. Diğer canlılardan daha uzun bir süre daha yaşıyor olması, belki de çocuğun daha sağlıklı ve güçlü özelliklerde yetiştiriyor olmasının verdiği avantajdan kaynaklanmaktadır. Bunu farklı biçimlerde yorumlamak mümkün olmakla birlikte, sadece bir komponenti bile olsa doğruluk payı verilebilir.

 

Hayvanların farklılaşmasında yeni görüşler.
Kendine güvenen erkek olur.
Dişi ve erkek gametlerin farklılaşmasında en önemli faktör stres.
Aseksüel üremeden seksüel üremeye geçişin mekanizması henüz tam anlamıyla aydınlatılmış değildir. Volvox carteri kolonileri üzerinde yapılan çalışmalar, stres sonucu açığa çıkan ROS ürünlerinin, somatik hücreleri etkileyerek sperm ve yumurta hücrelerine değiştiklerini ortaya koymuştur.

 

Yeryüzüne ait ekosistem içerisinde hemen hemen tüm yaşamlar fotosentez nedeniyle sonuçta bitkilere muhtaçtır. Diğer yandan hayvanlar ise, bir çiçekten diğerine polen taşıyarak çoğu bitkinin varlığını sürdürmesini sağlarlar. Canlılar arasındaki bu birlikte yaşama mecburiyeti yaşamı daha renkli hale getirmektedir. >>

Erkek ve dişi yapılarının ortaya çıkması ile birlikte, bununla uyumlu yardımcı eşey organları, davranış biçimleri, metabolizma ve sosyal davranış biçimleri de gelişti. Genetik kombinasyon sonuçta çok büyük sayıda fenotipik çeşitlenmeye neden olmuştur. Bir erkek ile dişinin fertilizasyonu neticesi her birindeki 23 kromozomun yeni bireye rastgele dağılımları neticesi tam 246 sayıda, farklı görünüm ve yapıda bireyin gelişme fırsatı vardır. Buda etrafımızda gördüğümüz renklenmenin, çeşitlenmenin doğmasına olanak sağlar...

Eşeyli üremeye geçiş nasıl gelişti...

İlksel gen değişiminin hikayesi....